24 Kasım 2008 Pazartesi

UNUTMADAN NOT EDEYİM..

TELEVİZYON
İlk olarak müjdeyi vereyim..Cumartesi eve televizyon bağlandı.Yahu arkadaşlar, televizyon yaşantımızda ne çok yer kaplıyormuş, yokluğunda anladım. Seyretmesek de sanırım ses önemli.. Veee bu süreyi verimli bir duruma çevirmeyi de hafiften becerdim diyelim.. Gecenin sessizliğini paylaştığım son 2 ay boyunca pek güzel kitap okudum..Hatta gece bırakıp sabah 07 de uyanıp devam ettim..Dikkatimi hiçbir şey dağıtmadı,kendi zihnim dışında..(haha) Gelelim son duruma.. Efendim Belçikada Türk kanallarına malum uydu ile bağlanılıyor.Ayrıca Türk kanallarına internetten bağlanmak daha ucuz oluyormuş.Evde uydu bağlantısı olduğu söylendi ama hangi cihaz ne işe yarıyor anlamadım.Ne eksikse biri baksın bana söylesin;tamamlayayım istedim , ancak bir türlü teknisyen gelmedi.Neyse en sonunda Cumartesi gelen Türk teknisyen geçici olarak televizyonu uyduya bağladı. Şu anda TRT 1;TRT 2;SKY TURK ü izliyorum. Ayrıca bir de İspanyol kanal çıkıyor ki değmeyin keyfime..Asıl operasyon interneti bağlatınca gerçekleşecek. O zaman Digitürkü izleme şansım olacakmış.Ama önce internet bağlatmak şart.Hadi sorun bakalım bu iş ne zaman olacak diye..Geçen hafta internet için başvurdum ve bana 16 Aralık için gün verdiler!! İnanabiliyor musunuz?Tam 3 hafta bekleyeceğim..Süper değil mi?? Herşeyi bekliyorsun,herşey randevuyla..
DVD
Televizyonla beraber kendime en ucuzundan herşeyi oynatan bir DVD aldım. Cumartesi keyifle bir kitapçıya gidip kendime film seçtim. Gelelim buradaki başka bir soruna. Zevkle izlediğim tüm Avrupa filmleri burada maalesef orjinal dilinde ve İngilizce altyazı yok. Bir yığın film var ama hepsi Fransızca !! Kaldım mı Hollywood sinemasına? Madem sonuç kaçınılmaz onun üzerine ben de hedefe 12 den nişan aldım.Gidip bir James Bond filmi aldım.!! Casino Royale. İzlememiştim. Ayrıca yenisi sinemada vizyona gireceği için indirimdeydi.Fena da olmadı.Pazar günü evde Daniel Craig ile görsel bir şölen vardı (haha)

TERZİ
Hatırlayacaksınız,burada ilk kez fön çektirip 35 avro verdiğimde Türkiye'deki kuaförler orada ne bekliyorlar demiştim..Efendim portföyü genişletiyorum..Gruba terzileri de katmaya karar verdim..Şimdi hikayemiz Türkiye'den aldığım bir kaç pantolon ve eteğin astarının sökülmesi ile başladı. Evin hemen yakınında bir terzi dükkanı keşfettim.Paçaları diktireceğim ama sorunu adama nasıl anlatayım? Sonra buldum..Önce ''Pantalon'' deyip ve sonra elimle makas işareti yaparak adamla kızılderili usulü anlaştım.(haha) Sonra saati gösterip ne zaman getireceğimi sordum. Adam da bir kağıda çalışma saatlerini yazdı. Ertesi gün pantolon ve eteği götürdüm. Cumartesi günü almam gerekiyordu. İstediği parayı duyunca (pardon onu da kağıda yazdı.. okuyunca;ufak bir şok yaşadım) Kaç para verdim biliyor mususnuz? 36 avro.. Ne için? 3 pantalon paçasını kısaltmak ve sökülen 1 etek astarını dikmek için..Olağanüstü değil mi? Bizde 36 avro ile pantalon alırsınız haksız mıyım?

TÜRK KAHVESİ
Cumartesi evin etrafında alışverişteyken bir pasajın içinde çay ve kahve satan bir dükkan dikkatimi çekti. Aslında çaylara bakmak için içeri girmiştim. Arkadan gelen müşteri kahve çektirince ben de dükkanı kaplayan mis gibi kokuyu içime çektim..Sonra aklıma geldi.Acaba Türk kahvesi de çekiliyor muydu?? Bir deneme yapıp kadına (Cafe Turka) dedim. Kadın (Ambassadour) isimli çekirdeği gösterdi. En pahalısı da oydu. Kilosu 14,80 mi ne öyle bir şey..En az 250 gram alınıyormuş..Biraz çok tabi ama ne diyeceğim. Koşarak eve geldim. Ev sahiplerinden kalan bakır cezveyi buldum.Ocağı yaktım.Ancak bana tek garip gelen şey ,kahveyi elektrikli ocakta pişirmek oldu..Hani mavi alevin cezvenin kenarını yalamasını göremedim ya;sanki birşey eksikmiş gibi geldi.Sonuç mu? valla fena değil.. Gayet başarılı diyebilirim..

OTURMA KARTI
Yaklaşık 1 ay önce başvurduğum Belediyeden randevu kağıdı Cuma günü geldi. Arayınca Pazartesi sabahına belediyey çağırdılar. yanımda Dışişlerinin verdiği 5 aylık basın kartı ;2 resim ve 15 avro götürmem isteniyordu. Meğer şansıma bu ay elektronik karta geçmişler o nedenle götürdüğüm resimleri kabul etmediler. Sabahın kör ayazında otomatik makinada resim çektirmek zorunda kaldım.Sonuç felaket (haha) Neyse malum kartı almam için en az 3 hafta daha beklemem gerekecekmiş. Eve banka kartı gibi mektupla pin ve puk numaraları gönderiliyormuş. Sonra da belediyeye gidip o şifrelerle kart açılıyormuş..Tabi yine ne oldu. Normalde 1 yıllık oturma vizesi verildiği halde basın kartım şu an 5 aylık olduğu için oturma iznimi de 6 aylık verdiler.Yani tüm bu süreç 6 ay sonra yeniden yaşanacak. Herşey gıdım gıdım ama neyse ne. Üzerinde durduğum da yok. Belediyenin müdürü benimle direk ilgileniyor. Elinden geldiğince yardımcı da oluyor.ben de ona aklıma gelen bütün soruları soruyorum. Çünkü burada tek sıkıntım sistemi bilmemek ve flamanca-fransızca olan yasal yazılı dilleri anlamamak. Ama görünen o ki yabancılara kapılar ağır ağır açılıyor. Bu da şaşırtıcı değil.Hatta bir yerden sonra gülüyor insan..Kadın iyiniyetiyle bana alacağım kartın son halini göstermek için kendi kartını eline alıp dedi ki..İşte kart bu; ancak biz AB mensupları için kartlar mavi; siz henüz üye olmadığınız için sizin ki pembe olacak.Güldüm,Valla dedim,''daha bile iyiymiş'' (haha)Ne diyeceksin..Görüşmek üzere..

3 yorum:

şengül dedi ki...

eh be, işte budur, türk kahvesi oldu mu tamam, bir de fal kapatsaydın bari:)
optum canım.

Adsız dedi ki...

yayın:
"Şu anda TRT 1;TRT 2;SKY TURK ü izliyorum. Ayrıca bir de İspanyol kanal çıkıyor ki değmeyin keyfime."

Eee!!! Tabi ispanyolcayı görünce öööle dersin , sen daha iyibilirsin ki Türkiyede herkes İspanyolca bilir özellikle zambak soktakiler :)

misal:
http://harita.turkcebilgi.com/Beyo%C4%9Flu_haritasi/


randevu:
randevu konusudaki ısrarları brüksel'lilerin cinsel yaşamı konusunda endişe yaratmaya başladı...

kahve:
Rahmetli anneannem "hanım kadınlar cezveyi mangalda yaparlardı." derdi artık mavi alevli ocaklara hasret bir nesil var...

terzi (bence kasap):
Kasap diyorum insanın parasını satırla kesen adama başka ne denir?
Ucuz iş gücü için kore tayvan çin derken Avrupalılar haklıymış...
O dediklerine işlem başı 5 ytl alıyorlar burada...


HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN :):):)

melek dedi ki...

Didoş'cuğum 250 gram kahve sana fazla gelir .Ya kısa bir süre içinde evinde Türk kahvesi partisi ver ve kahveler su gibi aksın ya da kahveni hava almayan bir kutuda buzdolabında beklet olur mu . Taze kalmasının başka yolu yok . Keşke kendimizi de bu yolla taze tutabilseydik .
Sevgiler Kahve Güzeli ...
Kucaklarım seni...