1 Mart 2009 Pazar

BURUK MUCİZE TANIĞI


Çarşamba sabahı televizyonda ekranda (Son Dakika Uçak Düştü )yazısı belirdiğinde işyerindeydim. Kazanın Amsterdam'da olduğunu duyduğumda az sonra yola çıkacağımı biliyordum.Öyle oldu..
YOLCULUK VE İLK YAYIN
En kısa yoldan Amsterdam'a gitmek üzere Türk gazeteci arkadaşları aramaya başladım.Anadolu Ajansı yola çıkıyordu..Onlara dahil olduk.. Önce trenle 40 dakika Anvers kentine gittik.Orada bizi bekleyen AA fotomuhabiri arkadaşın arabasına doluşup son sürat otobana çıktık..Havalimanına yaklaştığımızda trafik iyice ağırlaştı..Biz enkaz alanına gitmek istiyorduk ama nerede olduğundan bile şüpheliydik..Biraz danışarak,biraz kalabalığı koklayarak saat 15.30 civarında olay yerine geldik..Uçal 10.45 te düşmüştü.Geldik diyorum ama uçak havalimanına neredeyse 5 kilometre uzaklıkta bir tarlanın ortasına düşmüştü ve yanına yaklaştırmıyorlardı.. Pasaportları gösterip,Türk televizyonu diyerek tam 3 engeli aştıktan sonra 500 metre mesafeye kadar gelebildik..Bundan sonrasını yürüyecektik..
ENKAZ
Sisli yağmurlu soğuk bir havada koşar adım gitmeye başladık..Uçak bulunduğumuz yolun sol tarafında doğal bir tümseğin ardındaydı..Tepeyi tırmanınca tam karşımızdaydı. Orada öylesine 3 parçaya bölünmüş halde yatıyordu.Biz 150 metre kadar mesafede tellerin arkasındaydık.yangın çıkmadığı için adeta beyaz kırılmış bir oyuncak gibi önümüzdeydi..Kırık kanadı ve motorları biraz ileride duruyordu.Sessiz ,sakindi etraf .Fazla sessiz.Birkaç saat önce can pazarının yaşandığı bu metal yığınından ecel kokusu etrafa sinmişti..Hiç sevmem.Hayatın hiçbirşey olmamış gibi devam ettiğini suratınıza çarpar,rahatsız olursunuz.İşinize odaklanıp söz söylemek zorundasınızdır ama yüreğinizde yolcu ve yakınlarını taşırsınız..Peter Pan gibi büyümek istemeyen bir çocuk olmaktan vazgeçeli çok olmuştur.Büyürsünüz ve acıları paylaşırsınız.Hiçbir şey teğet geçmez sizi.Oysa mesleğin başlangıcında kendinizi ateşin üzerinden yürüyen adam sanmışsınızdır, kimbilir.Öyle olmaz.Oradadır ,önünüzdedir keskin gerçek..ameliyattan çıkan doktor gibi sizden haber bekleyenlere gördüğünüz gerçeği söylemek zorundasınızdır. İşinizi yaparsınız, hissetmemeye çalışırsınız ama yüreğiniz acır..
CANLI YAYIN
İşimizi son sürat tamamlayıp yayına yetişmek zorundaydık ama aracımız yoktu.AA ise kendi görüntülerini geçecek bir internet arayışındaydı.aracın yanına vardığımızda civarda yaşayan bir Türk vatandaşın evine gideceğimizi öğrendik.Onlardan ayrılsak,trafiğe kapalı bölgede hiçbir araç bulma şansımız da yoktu. Bize gideceğimiz adresten taksi çağırmayı teklif ettiler.Cihan Haner ajansının yayın aracının bulunduğu yere gitmem gerekiyordu.Hep beraber enkaz bölgesinden çıktık. Çıktık ama 10 dakika sonra çağırdığımız taksi adrese bir türlü bize ulaşmıyordu. Olağanüstü durum ilan edilen bölge civarında trafik felç olmuştu..Şaka gibi ama bir kapana kısılmış gibiydik..Ankara dakikada iki kez neredesiniz diye arıyordu ve yayına yarım saat kaldığında artık yetişme şansımızın giderek yokolduğu saniyelerdi..İşte o sırada Faslı taksici köşede göründü..25 dakika vardı ve uçarak ilerlemeye başladık..Cihan haber ajansının yayın aracına geldiğimizde haber bülteni başlamıştı..TRT Hollanda muhabiri de o anda yayına yetişti.Hiçbir ön konuşma imkanı bile bulamadan,allah ne verdiyse şeklinde ;yaklaşık 5 dakika gecikmeyle yayına başladık.Son bilgileri Yusuf özkan'a sorarak yayına devam ederken,birden beklediğimiz kazazede yanımıza ulaştı.Mustafa Bahçecioğlu ismindeki yolcu kazayı ufak sıyrıklarla atlatmıştı.Kimileri onun kadar şanslı değildi ama o bir mucize yaşamıştı.Benim tuttuğum mikrofon sayesinde hepimiz bu buruk mucizenin tanıkları oluyorduk. Hiç konuşmamış, hiç tanışmamıştık.Herşey o anda spontan olarak yaşanıyordu.Bize uçaktan nasıl çıktığını, kardeşiyle diğer yolculara nasıl yardım ettiklerini anlattı.Özel bir yayın oldu ve tamamen elyordamıyla ama çabayla sonuçlandı..

1 yorum:

Bennnn dedi ki...

Evet ya buyuduk ve artik hic birsey bizi teget gecmiyor.
Didemcim feci bi seyin icinden gecmissiniz, hem canavar gibi bir habercilik hem de tek basina desteksiz bu kadar seyi ayarlama, kameraman arkadasinin pek yardimi olmadigini var sayiyorum.
Sen bu Bruksel macerasinda artik cok spontan bi insan oldun, aslinda hayat da bi, planli, programli, onden ayarlamali, sondan sorgulamamli bi piyes degil ve provasi da yok. Seni uzuyor, yoruyor, ama eminim sana cok degerli hayat becerileri katiyor.