15 Mart 2009 Pazar

BIR MASAL KENTI-BRUGGE

Tam 8 ay sonra sırt çantamı ve fotoğraf makinamı alıp evden çıktım.Yoculuğa başlamak benim için kış uykusundan uyanmak gibi birşey.Her adımda uzaklaşmak hissi.Trene atladığım gibi yola koyuldum.Görülmesi gerekenler listesinde tartismasiz ilk sırada yer alan Ortacağdan kalma masal kenti Bruges'a gittim.Fotograf cektim.Gelin beraber gezelim..

BORSA'NIN DOĞDUĞU KENT

Brüksel'e trenle bir saat mesafedeki bu şehir onüçüncü yüzyılda Avrupa'nın en önemli tekstil merkezlerinden biri.Öyle ki sosyal yaşamı ve zenginliği ile dönemin Fransız kraliçesini bile hayretlere düşürmüş.Kent Flaman milliyetçilik tohumlarının atıldığı yerlerin başında geliyor. 1302 de çıkan ayaklanmada Flamanca (shild en vriend)(deneyin;bir hayli aksan gerektiriyor) kelimelerini telaffuz edemeyenleri kılıçtan geçirmişler. Fransız -Flaman çekişmesi bir yana, kentin ticari önemi giderek artmış.13.yüzyılda tüccarlar Van den Burse isimli adamın evinde toplanırlarmış.Bu toplantılar 1309 da resmileşince,Bruges,dünyada borsanın ilk tohumlarının atıldığı yer olmuş. 15.yüzyılda Burgonyalı İyi Philip (kralın ismi bu)burayı başkent yapınca, tüccarların, bankerlerin ve sanatçıların ilgi merkezi haline gelmiş.Mesela Michelangelo'nun hayatı boyunca İtalya'dan dışarı gönderilmiş tek eseri olan Madonna ve Çocuk heykelini bu kentte görmek mümkün.Ne yazık ki bu zenginlik fazla sürmemiş. Bruges'u denize bağlayan kanal alivyonlarla tıkanmış. Bir başka kanal açılmaya uğraşıldıysa da ticari yaşam bir daha canlanmamış ve tüccarlar zamanla başka şehirlere kaymış .Ve kent bomboş sokakları ve kanalları ile kendi haline bırakılarak terkedilmiş. Hem de 400 yıl boyunca!! Burayı yeniden keşfedenler ise 19.yüzyıldaki gezgin turistler olmuş. Sanatçıların da ilgisiyle kent güzellik uykusundan uyanmış ve 1907 yılında Zeebrugge 'den açılan bir kanalla denize bağlanmış. Zeebrugge limanı ,dünya savaşlarında büyük hasar görse de,Bruges şans eseri her iki dünya savaşından da yara almadan çıkmış. Ve bir peri masalı olarak Ortaçağ'dan günümüze kalmış..

KANAL KENTİ

Tahmin edeceğiniz gibi Bruges'da ilk işim bir kanal turu yapmak oldu.Öncelikle söyleyeyim, romatizmanız varsa,Bruges'a yerleşmek ilk tercihiniz olmasın.Hani bahçe musluğuna bir çivi battığında görünmez bir fıskiye ile sürekli ıslanırsınız ya,Bruge öyle bir yer..Oldukça nemli ve soğuk kemiklerinize işliyor.Ancak şaşkın gözler ve hayranlık nidalarıyla bir zaman tünelinde gittiğiniz için fazla önemsemiyorsunuz.Tek kelimeyle büyüleyici.Tarihi kentin en önemli müzesi bir sergi hazırlığı nedeniyle kapalıydı. Ben de daha çok dış mekanlarda dolaştım.Zaten bir açık hava müzesi gibi.Yürümek en güzeli ama başka alternatifler de var.Mesela faytonlar.Bu tarihi dekorda kendinizi kont ya da kontes sanmanız işten bile değil.Yanımdan geçerlerken gördüm , bacaklarınıza battaniye de veriyorlar.Ya da seviyorsanız ,bisikletle dolaşabilirsiniz.Ben ise daha çok yer görmek için 1 saat süren şehir turu minübüsüne bindim.Bu memlekette herşey saat 17.00 itibariyle kapandığı için pekçok tarihi yapının içini de maalesef gezemedim,bir hayli hayıflandım.Detayları inceleyemedim.Hoş ne kadar dokunmak isteseniz de burada bir donuk karede gibisiniz,sanki Minyatürk'te gezer gibi hissediyor insan kendini :))

DANTEL KENTİ

Kendime en yakın çikolata dükkanından bir kesekağıdı erzak alıp başladım yürümeye.Bruge'un hemen herköşesinde dantel /goblen satan dükkanlar ile karşılaşıyorsunuz. Çeşit çeşit dantel örtüler,yastıklar,goblen çantalar hatta halılar bulmak mümkün.Dantellerin orjinallerini ise Gruthuse müzesinde gördüm.Şu anda müze olan bu sarayın zengin evsahipleri parayı bira üretiminden kazanmışlar.Meğer Ortaçağda veba salgını olduğunda , insanlara su yerine bira içmeleri önerilmiş. Su kaynatılmazken , bira kaynatıldığı için ,şifa kabul edilip günlük bir içecek halini almış.Kimi bölgede içine bal,kimi bölgelerde çeşitli otlar,baharatlar katmışlar.Otlardan ve arpadan oluşan ''gruut'' adı verilen bir çeşit malt'ı vergilendirme hakkına ise işte bu aile sahipmiş. Paraya para dememişler anlayacağınız. Sarayın içinden katedrale açılan bir balkon bile var.Bira yapımında kullanılan tesisler de hemen yan tarafta.Kentte biranın yanısıra dantel ve pırlanta müzeleri de mevcut. Bu da ticari geçmişiyle ilgili bir hayli ipucu veriyor sanıyorum...

BEGUINELER

Brugs'da bir topluluk var ki hayli ilginç.Tarih karşımıza 12.yüzyılda Beguin kadınlarını çıkarıyor.Kocaları Haçlı seferlerinde ölen dul ya da hiç evlenmemiş bu kadınlar,Bruges içinde yüksek duvarlarla örülü özerk bir alanda yaşamışlar . Dindar olsalar da,manastır yemini etmedikleri için tepki çekmişler.Beguineler Vatikan tarafından kabul görmemişler. Ansiklopedide laik hemşirelik teşkilatı olarak geçiyor. Çoğu varlıklı olan bu kadınlar yaşlı ve hastalara yardım ederek ve dantel ürünlerini satarak geçinmişler.Bağımsız Beguin kadınlarından 20.yüzyılın başında 1500 kadar varmış ama hepsi ölmüş.Şu anda Beguinlerin arazisinde ise birkaç (Benedikten rahibesi) kalıyor. Ben de dönüş yolumda tesadüfen akşam ayinlerine tanık oldum.Çok kısa sürede flaş bile kullanmadan birkaç fotoğraflarını çekme şansım oldu. Bir de kuğuları çektim.Eskiden Flaman kumaşı almaya gelen gemilerin demir attığı bu Ortaçağ içlimanı ;denizle bağlarını koparınca ,Minnewater (Aşk Gölü) adını almış. Üzerinde zarif kuğular salınıyor.Adeta zamanı durdururcasına.Meğer ,650 yıl önce kafası kesilen bir adamın anısına dolaşıyorlarmış. Ürkütücü ve büyüleyici .Olsun, bir Ortaçağ kentine de bu yakışır.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

:) GÜZEL FOTOLAR KENDİNE ZAMAN AYIRABİLMEN NE GÜZEL :)

Bennnn dedi ki...

sevindim gezilere basladigina, brugge gittigine. valla gordugum yer ama sendne dinlemek baska oluyor, nede olsa muhabirlik mesleginiz.
kendine dantel almadin mi?

Şengül Samancı dedi ki...

Yasasin, gezmeye basladik:) Hadi bakalim hayirli olsun. Bu arada ceyizime dantel isterim ona gore:)

canan şanlı tatyosyan dedi ki...

:)) brüjün bendeki tatsız anısını silmeyi başardın bu nefis fotolarla. (sana anlatmıştım brüjde kafedeki bir ırkçıyla mahkemeli olduk diye:))) Kendine dikkat et. Türkiye'nin uluslarası bir başarısı olduğu günün ertesinde sen sen ol o kadar da brükselden uzaklara gitme:))) iyi eğlenceler diyorum, devamını bekliyorum.