5 Ekim 2008 Pazar

BEYAZ GECE ..AMAN NE GECE




Efendim bu haftasonu evime taşınmanın şerefine bir iki akşam dışarı çıktım.
Hemen anlatayım.
Seyahat dönüşü Baharı aramıştım. Dün akşam Bahar ve erkek arkadaşı Jeremy ile buluştuk. Onlar şehir merkezine çok yakın oturduklarından evlerine yakın bir restaurantta yemek yedik.Brükselde tüm olumsuz hava koşulları ve şehrin bürokratik görünüşüne rağmen güzel olan yanlardan biri restaurantlar. Keşfetme şansım pek olmuyor ama her damak zevkine uygun yer bulmak mümkün görünüyor. Neyse efendim;aylardır içim şişmiş koşturmaktan laf lafı açtı güzel bir yemek oldu.Sonra bana dediler ki;gel dışarı çıkalım bu akşam Beyaz Gece. Ve senede bir kez kutlanıyor ??
NUIT BLANCHE
Sanırım 2002 de Paris'te başlayan bir gelenekmiş.Bütün gece müzeler;sanat galerileri ve barlar açık ve insanlar kültürel etkinlikleri izleyip sokaklarda dolaşıyor..Şimdi bunun neresi ilginç diyeceksiniz..Biz İstanbullular için inanın hiç değil.. Birçok binaları ışıklandırmışlar;müzik çalıp lazerle ışık gösterisi yapıyorlar..Başka? Pekbir şey yok..İnanın 10 derece gece ayazında insanlar meydanlara toplanıp öyle ışıklı binalara bakıyor..Bana pek orjinal gelmedi;ne yalan söyleyeyim. Ayrıca soğuktan dondum.Ancak burada akşam 20.00 den sonra açık dükkan bulamadığınız düşünüldüğünde onlara pek ilginç geliyordur;orası kesin.Yine de eğlendik tabi..Baharın işyerinden arkadaşları ile meydanda buluştuk. Biraz sohbet edip sonra dağıldık..
MEYVE BICAGI
Haa..bir de onlarla buluşmaya giderken metroda ya çok sarhoş ya da uçmuş genç bir çocuk yanımıza geldi..Önce Bahara laf attı. Yanına Jeremy gelince de ;cebinden meyve bıçağını çıkarıp sallamış. Ben bu arada kafam önde çantamı kapattığımdan maalesef olayı göremedim. Kafamı kaldırdığımda çoktan arkasını dönmüş gidiyordu. Kısa boylu çelimsiz Kuzey Afrika ya da Arap kökenli biriydi. Kafası iyi olduğundan ne söylediğini ne de yaptığını bilmez bir hali var gibiydi. Neyse yine de polisi aradılar.Durumu söyleyip çocuğu tarif ettiler. Bu davranış bile farklı bir ülkede olduğumu düşündürdü.Biz nereden bulacaklaaaar diye baştan aramayız;ne bileyim.
BELCIKA'DA TURKLER
İki gün önce bir ufak sosyalleşme etkinliğim daha oldu onu da bahsetmeden geçmeyeyim. Seyahatten döndükten sonraki sabah telefonum çaldı. Burada beraber çalıştığımız gazetecilerden Cumhuriyet gazetesi muhabiri Çimen aradı..Benden bir rapor almıştı;onda kalmış hem onu vermek hem de beni ahbaplarıyla tanıştırmak için yemeğe davet etti. Memnuniyetle kabul ettim.Adres neresiydi? Ev sahiplerimin lokantası..Burada Türklerin ve Avrupalıların Türk yemeklerini yedikleri en önemli mekan ''La Sublime Porte'' isimli restaurant.Fransızca 'Bab-ı Ali' demekmiş.. Sahipleri Sıtkı ve Dolunay Uluç çifti.Neyse hem uzun süredir burada yaşayan ve önemli şirketlerde üst düzey yöneticilik yapan bir kaç aile ile tanıştım.Hem de çoluk çocuk bayram yemeklerine ve sohbetlerine dahil olmuş oldum.Restaurantta müzik de yapılıyor.Bir Yunanlı gitaristin ardından;Dolunay keman;gazeteci Zeynel Lüle piyano çalıyor.Gece hep beraber şarkılara eşlik edilerek sona erdi.Güzeldi.Tüm bu sosyalleşme etkinlikleri benim için çok önemli.Şurası bir gerçek bu insanlar da beni yeni tanıyorlar.Bakalım hangileri ile arkadaş olacağız ;samimiyet kuracağız ya da hiç kuramayacağız ;bunu zaman gösterecek.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

beyazgece konusunda haklısın

metrodaki meyve garsonu hakkında da haklısın

bab-ı ali konusunda da haklısın ;)

kesin notunu vermişsindir :):):)
AMA İYİBİR GECE OLDUĞUNA EMİNİM BENİ KOYACAAN ORAYA BAK BİDAA AYRILIYOR MUYUM? :)

(haber-maber hak getire...)

şengül dedi ki...

istanbul'da her gece beyaz desene bu durumda:)