4 Eylül 2008 Perşembe

BIR SISE PARFUM VE BIR PAKET ORKID

Bazılarınız daha çok gezmemi daha çok yazmamı istiyormuş duydum.Ne güzel.İçim açılıyor gerçekten bunları duyunca.Biliyorum yeni bir yer yeni bir yaşam kulağa hoş geliyor.Gel gör ki yaşam bir garip sınavdan geçiriyor herbirimizi..Artık anladım ki yıllar içinde sınavdan sınava tek farkeden şey onu nasıl ele aldığınız o kadar..Yoksa ne sınavlar bitiyor;ne de yaşam mücadelesi.. Kitaplarda kriz yönetimi denen şey bir türlü kafanızı dalgaların üzerinde tutmaya çalışmak aslında.. Şimdi size anlatacağım hikaye benim kriz yönetimime bir örnek.. Artık güler misiniz; ağlar mısınız size kalmış (haha)
YORUCU GÜNLER
Haftalardır garip bir koşturma temposunun yaşıyorum..Yani bu biraz tatlı bir telaşın ötesinde..Adeta canımı dişime takıp işlere yetişmek zihnimi ve bedenimi zorluyor. Ama diyorum ya en daraldığım anda,bir dakika deyip durmaya çabalıyorum.. hani filmlerdeki gibi bir fıskeyle kareyi dondurup ayağımı filmden dışarıya çıkarıp ;sonra o karedeki kendime bakıyorum.. Sonra yüzüme bir gülümseme ,ciğerime bir nefes koyup tekrar kaldığım yerden devam ediyorum..Ne yapalım hayat devam ediyor.
SABAH YOKLAMASI
İşte bu sabah da bir yandan güncel açıklamalar gelmiş mi diye bakıp bir yandan da yaklaşık maliyet hesap cetveli doldurmaya çabalarken hooop olanlar oldu..Her ayın başında geçen ayın hesaplarını kapatıp; bu ayın yaklaşık maliyet hesabını muhasebeye bildirmek gerekiyor. Daha önce alışık olmadığım işlemler olduğundan ve yanlış yapmamak için geçmiş dosyalar önümde çalışıyordum.Tam herşey bitip iş bütçeyi yazdırmaya gelince ;yazıcının mürekkebinin bittiğini farkettim. Cihazın kapağını açıp siyah kartuşu çıkartıp yenisini dolaptan almaya gittim. Yaklaşık bir dakika sonra döndüğümde yazıcının altından oluk oluk siyah mürekkebin neredeyse son 3 yılı içeren evrakların üzerine doğru aktığını gördüm...
DEHŞET DAKİKALARI
Bir an dondum kaldım.Acilen dosyaları kurtarmam gerekiyordu.Büyük bir şans eseri mürekkep açık dosyanın sol kapak kısmından akmaya başladığından sağ tarafta klipsli evrakların ucuna varmak üzereyken yakaladım..Tam kurtardım derken akan mürekkep dosyanın altı; telefon kablosu ve bilgisayar mausuna bulaştığı için bütün masanın üzeri mürekkep denizine döndü.. Evrakları uzaklaştırayım dedim;parmaklarım simsiyah olduğundan evrakların kenarı bu sefer mürekkebe battı..Allahım ne yapacaktım?? Etrafta ne alkol ne pamuk ne de fazla gazete vardı..
MAC GYVER RUHU İŞ BAŞINDA
İşte yıllarca boşuna televizyon karşısında Mac Gyver seyretmedik..Gün bugündü!!! Şaka bir yana bir an önce akan mürekkebe son vermem ve kurumadan masanın üzerini alkolle silmem gerekiyordu..Ama neyle,nasıl?? sonra gözüme çekmecedeki parfümüm geldi.. Evet biraz küçüktü ama sonuçta içinde alkol vardı.. Bir iki fıslattım baktım mürekkep dağılıyor.. Peki masayı nasıl silecektim?? Ne selpak vardı; ne de bir peçete..İşte onu da çantamdan buldum..?? Bir paket orkid işime yaradı.!!! Olur mu olur..Başladım süratle orkidleri tek tek mürekkebin üzerine kapatmaya..Hem reklamını yapmıyorlar mı süper emici diye!! Al bakalım anlamak için fırsat !!!Hoş çocuk bezi olsaydı daha iyiydi ama imkanlar kısıtlı ne yapacaksın!! Bir yandan içimden dua ediyorum bir yandan mücadeleye devam .Malum masa da üzerime zimmetli ya (haha ) İnanın bu savaş yaklaşık 15 dakika sürdü.. Her yanım ama her yanım mürekkep içinde kaldı.. Çünkü bir küçük damlayı bile görmediğimde yaklaşık 30 santimlik bir alan yeniden mürekkebe bulandı..Ellerim tırmaklarımın içi toprakla uğraşan insanların tırnakları gibi simsiyah oldu..(halen çıkmadılar..) Ama mücadeleyi kazandım.. Dosyalar neredeyse en az zararla kurtuldu. Mürekkebin bulaştığı ve parmak izimin çıktığı yerlere de daksil sürdüm !! Kalan parfümümle kabloları ve kalemleri temizledim..
GÜNÜN ÖZETİ
Sonra hiçbir şey olmamış gibi ama canavarın inine girmişçesine korkarak tekrar o evrakları yazıcıdan bastım.. Kartuj yenilendiğinden bu sefer gayet net çıktı yazılar!! Zaten etrafta mürekkepten bol ne vardı.. Halen alttan akmayı sürdüren mürekkep için de yazıcıyı ayrı bir kenara koydum..(Kendi kendine kuruyana kadar bekleyeceğim başka çare yok) Günün sonunda kargo şirketini çağırıp evrakları gecikmeden Ankara'ya gönderdim.. Bence işin en güzel yanı odada eşyalara işleyen bir şişe parfümün kokusu oldu..Kapıyı bir açıyorsun mis gibi kokuyor.. :)) Bütün gün haber yazarken kendimi çiçek bahçesinde zannettim..Öyle ya hayat nasıl bakarsan öyle görünüyor..

4 yorum:

Şengül dedi ki...

pes diyorum... teslim oluyorum.. tebrik ediyorum:) Orkid'cileri arayalım da sana bir sponsorluk ayarlasınlar:)

Adsız dedi ki...

HOHAHAaa!!!

BRAVOOO!!!


DİYORUM BAŞKA DA BİŞİCİKLER DEMİYORUM

Adsız dedi ki...

Ay Didem! Çok güldüm!

Hakikaten Mac Gyver ruhunu yaşatmışsın...

Sevgiler.
Birgül...

canan sanli tatyosyan dedi ki...

helal didemim! senden bunu beklerdim. dediin gibi işte budur kriz yönetimi, işte budur bu olaydan muhteşem sonuçlar çıkarıp, güzel bir açıdan bakabilme kaabiliyeti... O anki mücadeleyi biraz gözümde canlandırıp yarıla yarıla güldüm allah da seni güldürsün. Yeri geldiğinde bir kibrit çöpünden öldürücü silah da yapabileceğine şüphem kalmadı:)))